31/12/2009 - seni öldurmeye Kiyamadim
KI-ya-ma-dım...!!!
Öldürecektim seni bende
Kendimde o gücü bulabilseydim eğer...
Sindiremeyecektim senden kalanları
benden uzak mezarlara koymaya!!!
Diyar diyar dolaşıp
yine içime gömecektim seni en sonunda...
"Ben demiştim" diyenlere,
üzüntümü belli etmemek için kuşandığım
mekanik tebessümlerimin ardındaki yaşlarla
sulayacaktım taze mezar toprağına ektiğim çiçekleri...
Ama ben seni içimde öldürmeye kıyamadım....
Başarabilseydim incitecektim seni...
incinmişliğimin verdiği cahil cesaretle...
Ne var ne yok sayıp dökecektim karşına geçip...
Kendimi hayrete düşürürcesine
birer tokat gibi vuracaktım
hiç kullanmadığım o ağır lafları...
Kıracaktım seni binbir parçaya ayırana kadar...
Duvardan duvara fırlatacaktım sevgi diye
önüme sunduğun hastalıklı duygularını...
Ama ben seni incitmeye de kıyamadım...
Elimden gelseydi unutacaktım seni...
Gözlerimden silecektim hayalini ve dilimden adını...
Duman duman atacaktım seni
bu şehirdeki tüm bacalardan;
ama soluduğum havaya karışıp
yine dolacaktın ciğerlerime...
Onlarca damla döküp göz pınarlarımdan
akıtacaktım seni sevgimin atığı diye
ama ıslaklığın kalacaktı elmacık kemiklerimde...
Bu kez de tenimin tuzuna karışacaktın...
"Sözümü tutacağım ,adını anmayacağım "nağmelerini dinleyip
neyi unutacağımı unutacaktım...
seni unutayım derken...
Zaten ben seni unutmaya da kıyamadım...
Ne kadar çabuk geldi ayrılık...
Oysa daha yeni başlamıştık
birbirimize ayak uydurmaya,
daha doğrusu ayak uyduramamaya...
Nedensizliklerin iç çekişlerini dinlerken
vedalar bozdu suskunluğumuzu...
Bana mıydı kızgınlığın yoksa kendine mi anlamadım...
Kaçar gibi veda ettin...
Oysa ben seni sevmelere doyamadım!!!
Öldürecektim seni...
İncitecektim seni...
Unutacaktım seni.... Ama lanet olsun!!!
KI-ya-ma-dım!!

|
Yorum (3) :: Yorum yaz!
:: Bağlantı
|
16/12/2009 - BENI GÖZLERINDE SAKLA

..~*BENI GÖZLERINDE SAKLA *~..
Beni gozlerinde sakla Bir damla yas gibi orada kalayim Kurumamam icin ara sira yokla Uzulursen bir gun benim yuzumden Damla damla gozyasinla akayim...
Beni kalbinde sakla Ta derinlerde Kimsenin uzanamayacagi yerde Usudugunde beni dusun beni ara Yum gozlerini Beni gor hayellerinde Benim yanimdaymis gibi beni yasa..
Beni teninde sakla Hisset beni Her sacini oksaydiginda Her tuglerinin diken gibi oldugunda Beni hatirla Beni dusun beni yasa
Beni gozlerinde sakla Her aynaya bakisinda Beni gor Bana bak Ben olayim karsinda Ne zaman ozlersen beni Beni getir aklina Ben olayim tek Senin yasaminda...

|
Yorum (yok) :: Yorum yaz!
:: Bağlantı
|
8/12/2009 - yasak

yasaklar güzeldir tatli bir büyü,sihirli bir nurdan isik gibi... ceker kendine insani..
yasak bir bahceden yenen elmanin tadi daima baskadir koparilan bir gülün dikeni batsada acitmaz yasaksa güzel kokusuyla...
ve.....en güzeli yasanan yasak asktir..kara sevdadir yasadigin yagmurlardan sonra gökyüzünde gözünü kamastiran gök kusagi gibidir.... zamansiz gelen...... hep tereddütte,vicdaninla karsi karsiya kalsanda sevdan ne kadar aci verirse versin seversin............
her seferinde bu son kelimesi dökülür dudaklarindan........ yasak seni korkutsada o sevgiye kosarken.................
yüzünü gördügünde,sesini duydugunda sevdan caglar artarda artar dilin dügümlenir susarsin...............
elinde olsada saglam bir ipin üstünde renkli incilerin degerine paha bicilmeyen hepsini bir cöpe atar... yine de mutlulugu yasadigin o pamuk ipligine yasak sevdaya rüzgarda kopacagini bilsende güvenle tutunursun............
yasakta olsa.... hakkin olmasada......... günahlarin en büyügü de olsa tadilan mutluluga,heyecana sevmenin sevilmenin güzelligine bedeli neyse ödemeye hazir olur insan ölüm bile olsa..................
yasak asklar ölmez cünkü yasananlar bir daha baska bir yürekte asla asla yasanmaz yasanamaz........... nefesin gibi sen olur.........ask..................
sevgim sonsuza dek seninle...........

|
Yorum (2) :: Yorum yaz!
:: Bağlantı
|
21/10/2009 - Üç nokta ...

ÜÇ NOKTA ... Seviyorum diye haykiramamaktir. Boğazda düğümlenen iki çift sözdür. Dilin lal, gönlün melal olduğu andir. Gözlerden süzülmeyen iki damla gözyaşidir. Hissedilen fakat bir türlü yazilamiyandir. Kelimelerin kıfayetsız kaldığı andir. Üç nokta ;hayattir...Hüznüyle ,sevinçle... Üç nokta; bitmeyendir...Bitemeyendir... Üç nokta;ölümdür...İçinde sonsuzluğu barindıran sondur. Üç nokta;Dünün güzelliklerinde duyulan özlem, yarina duyulan hasretttir. Geçmişle gelece k arasinda kurulan köprüdür üç nokta, üzerinden bügünün geçtiği. Üç nokta ;Bir an durmaktir...Bir nefeslik moladir...Bazen korkudur ,heyecandir... Bütün duygulari içinde barindirandir... Üç nokta;Yar;dir her noktada bir harfin gizlendiği... Üç nokta;Bitmeyen duamdır ve hediyemdir sizlere. Yaşanacak çok şeyiniz olsun diye... Üç noktaniz bol olsun... ... ...

Sevgini özlerim,ben yana yana, Aşkın pınarından, iç kana kana, Sıcacık kalbimi verdim ben sana, Sevdama sürgündür, benim yüreğim..
Bir çift tatlı söze, yüreğim çağlar, Hilâl kaşı çatsa, gözlerim ağlar, Gül yüzü asılsa, sinemi dağlar, Sevdama sürgündür, benim yüreğim..
Tertemiz sevgime hiç inanmadın, Yüreğim senindi, bana kanmadın, Yalansız sevdamı, gerçek sanmadın, Sevdama sürgündür, benim yüreğim..
Ah; bir de inansan, yürek çağrıma, Ateşten sözlerin, düşer bağrıma, Sevgimi haykırsam, ilk göz ağrıma, Sevdama sürgündür, benim yüreğim. Vuslata hasrettir, benim yüreğim..

|
Yorum (6) :: Yorum yaz!
:: Bağlantı
|
16/9/2009 - Akşam gözlü yarim!

Sen yoksan yaşamak neye yarar ki ? Oysa, sevgin yüzünden hayatı yaşamadım ki, Şimdi gönlümü teslim aldı hüzün, Aynada artık sensiz yüzüm. Ayrılık gaddar ,hançerini saplar ! Sızlar yüreğim acı doldu gözlerim, Silinmesin sendeki benim izlerim. Bedduam dilimden düşer mi sandın!... Artık kader bile bağlamaz bizi, Ben, beni sadece sana adadım. Yüreğimdeki acı diner mi şimdi, Dilimden feryadın düşer mi sandın!... Seni düşünmekten geçmiyor zaman, Olanlar aklımdan çıkmıyor bir an, Bir seni bilirdim değişik olan, Kalbimdeki ateş söner mi sandın!... Yürek söz vermişse sözden dönülmez, Gönül verilmişse sevgi inkar edilmez, Gurur zedelenir ama aşka ihanet edilmez, Aşkımı fırtına gibi geçer mi sandın!... Sen hasretimsin !...Bundan sonra Yaşayamadığım günlerim, Sevgisine doyamadığım, Dokunamadığım düşlerim, Akşam gözlü yarim! Sana olan sevgimi, Oyuncak mı sandın!...

|
Yorum (8) :: Yorum yaz!
:: Bağlantı
|
4/9/2009 - -_-Olmayan Benle Olan Hayalin-_-

Rüzgar, üstüne estiğinde duyarsın belki, Fırtınaya savurduğum sözcüklerimi, Bir gölün kenarında görürsün belki, Suda çözülmüş hayat resmimi. Güneşten ruhuma sinen gölgeler, Konuşuyor yerlere benim yerime, Yokluğun varlığımda ve neyleyim; Varlığım yokluğunda yaşıyorum öylesine, Öylesine dalıp dalıp gidiyorum ki; Ben bile tanımakta zorlanıyorum kendimi, Seni ezberlemekten kendimden az hatırlıyorum. Sen de unutmuşsan beni eğer, Bil ki sen dolusu bir ben batacak, Hüzün dağlarının arkasından. Seni beraber götürmüş olacağım. Artık olmayan benle olan hayalin; Artık yalnız böyle ikimiz, Artık bu türden bir benle sen kalırız, Sonsuzluğun ulu orta yerinde, Bir benle sen kalırız ; Bir ben Bir sen Unutuluşta unutma o halde Bir sen hatırlasa yeter ben için.

|
Yorum (8) :: Yorum yaz!
:: Bağlantı
|
29/8/2009 - seninle olmayi özledim bügün...

Bugün en çok seni özledim Önce rüyamda gördüm seni Kalktigimda sen vardin aklimda Yanimdaydin Sanki seninle geçirecektim tüm günü Bu sefer mutluluk verdi özlemin bana Bütün gün sana yogunlastim...
Ögleye dogru acitmaya basladi özlemin Gülüsün aklima gelmeye basladi.... Sonra camin önüne gittim bi sigara yaktim..... Giderek beynimi kemirmeye basladi duygularimin karmasikligi ve çaresizligim midemi bulandiriyordu Beklemiyordum artik aramani Özlüyordum iste.....
Yanimda uyumani,doya doya gözlerini seyretmeyi istiyordum ama yoktun iste Bugün her seyi seninle yapmak istedim. Bide olacakmis gibi bir sürü hayal kurdum Onlarda mutlu eder gibi oluyor ama gerçekle yüzlesince geçiyor iste...
Sonrada içimdeki yorgunluk ve küskünlük... Simarikliktan nefret eden ben bugün seni simartmak istedim.. Kendim için yasayan ben bugün senin için yasamak istedim.
Bugün en çok seni özledim ben Bütün aliskanliklarini,ne biliyim yürüyüsünü falan göresim geldi... Bir dokunusunu,bir bakisini,sesini duymayi...
Seninle olmayi özledim ben bugün .......

|
Yorum (7) :: Yorum yaz!
:: Bağlantı
|
27/7/2009 - Sen benim hüzün yanımsın...
 Güneşin vurmadığı gölgede kalan yanım. Kimselerin bilmediği kendime sakladığım. En çok ayazda kalmış olup da rüzgara savuramadığım, Alıp alıp defalarca sineme sardığım yanımsın.... En çok kanayan yarama sarmaya çalıştığımsın. Sardıkça kanayan , kanadıkça sardığımsın…
Sen benim hüzün yanımsın... Her doğan günle bir kez daha ümidimi yıkan tarafımsın. “Olmadı olmayacak” dedirten hain düşmanımsın. “Ah çıksa gelse şimdi…” diyecek kadar kendimi kaptırdığım saflığımsın. “Çıksa ve gelse, alsa ve götürse…” diye çarpan kanadımsın. Ve her defasında kendime kırk kez söyleyip kırk kez yanıldığımsın...
Sen benim hüzün yanımsın... Söküp atamadığım umut çiçeklerini gömdüğüm toprağımsın. Bahar gelir yeşerir diye yağmur, çamur, kar kış demeden suladığımsın. Olurda bir gün açarsın diye beklediğim sevdamsın. Sevda çiçekleri açar mı bilinmez ama umuduna umudumu bağladığımsın.
Sen benim hüzün yanımsın... Dar vakitte bulup tez zamanda ki kaybımsın. “Ne olur kal benimle” dedirtecek kadar yalvardığımsın. “Sensiz hayatı istemiyorum” diyecek kadar uçurumdan kendimi attığımsın. Geceyle gündüzümü, yanlışla doğrumu karıştıran tarafımsın. Sahi sen benim soldan soldan vuran yanımsın...
Sen benim hüzün yanımsın... Sensizken anlamını yitirdiğim hayatımsın. Bütün kelimelerime yüklediğim anlamsın. “Sen” diye başlayıp da bitiremediğim üç noktamsın...
“Sen, sen ille de sen” diye durup durup nefes aldığımsın. “Sen varsan ben varım” dedirtecek kadar kendimi hiçe saydığımsın. Kaderi kaderime yazılsın diye her gün Yaratıcıya yalvardığımsın. Aklımda, yüreğimde ve duamda olansın...
Sen benim hüzün yanımsın... Bakışına hasret kaldığım, sesine özlemle bağlandığımsın. Özlemim, hasretim, bakmaya doyamadığımsın. Bahtıma doğanımsın. Olmazsa olmazımsın Nefretim, öfkem, kinim, sevincim, umudum, düşüm, rüyam, hayalim en çok da ağlayan, en çok da ağlatan yanımsın…Sen tarifi imkansız aşkımsın. Cansın… Candasın… Canımdan öte canımsın...

|
Yorum (23) :: Yorum yaz!
:: Bağlantı
|
12/7/2009 - Sessiz zaman

Hiç mazinizin olmadığı oldu mu? Yani aslında vardı da, aslında yaşananlar, yaşanmışlıklar vardı da… Meğer yokmuş fark ettiğiniz oldu mu? Kimse bilmezmiş meğer.. Yaşadıklarınız sadece sizeymiş, sizin içinmiş. Birileri çoktan unutmuş sizin mazinizi. Birileri çoktan yıkmış kumdan kaleleri.. Hangi naftalin kokusu ki burnunuzu yakan? Hangi mazi içinizi acıtan? Ve evet size baki kalan sadece "sessiz zaman"..
Sessizliğimde anlattığım bir şey var. Zaman duymasın diye gömdüğüm bir anım. Hayatın suyu hızlıca akıp giderken, Dalgaları kumdan kaleleri Şiddeti ‘sessiz çığlıkları’ alip götürmesin diye derinlerde barındırdığım bir derdim. Rüzgârında savrulup lodosunda dinginliğim; içten içe daha çok acıyan ama kanamayan bir yaram. Umursamadığım ya da umursamaz gözüktüğüm. Günü geldiğinde naftalin kokusunu duyup baharlarda sandığından çıkaramayacağım bir mazim. Sessizliğimde anlattığım bir şey var sessizliğimin yegâne nedeni yaram, devası müebbedidir zaman.
Ayaz
Gücüm yok savaşmaya, kendi zamanının içinde yaşamaya; zamanının içinde küçükte olsa bir yer bulmaya çalışmaya. Sen, baharıydın gönlümün yazıydın düşlerimin.. Oysa şimdilerde sıcak yaz günlerine hasret ayaza çekti düşlerim, kışlara teslim, üşüyor bedenim... 
|
Yorum (3) :: Yorum yaz!
:: Bağlantı
|
5/7/2009 - SeVDa SoKaGıMDa KaNaYaNaN YaRaMSıN

Yorgunum.. ! Yoruldum..! Yordular Yar..!Senden yoksun ilerleyen her dakikamda sızlanmaktan .. Her yalnızlığımda ki yalvarışımdan .. Her Gecede yıldızlarla dertleşmekten .. Yoruldum ! Çıldıracağım İnanki .. Yokluğun bana hem yara hem deva olmasa.. Yokluğunda sızlayan yaram , hayalinle avunmasa .. Yalnızlıktaki yalvarışımı ,[Sesin kandırmasa .. Yıldızlarla dertleşmemi , ışığın bozmasa ..
Geceye hep seni anlatmaktan .. Her saniyeye seni koymaktan .. Her geceye resmini çizmekten .. Yorgunum Da .. !
Yorgunluğum resmini çizmekten değil ..[ Sensiz dakikaları saymaktan değil .. Geceye seni anlatmaktan da değil .
Resmini gecenin görmemesinden .. Dakikaların Beni dinlemez gibi geçmesinden .. Ve gecenin anlamamasından şikayetçiyim . seni anlatacak kelime aramaktan Yorgunum ..
Yordu ! Gözyaşlarım gözlerimi .. Yorgun düştü yüreğim .. Söylemek istediğini anlatamamaktan .. Yordun yüreğimi sevdiğim .. Kendini saklamaktan ..

''Saklımdasın''
Ucum yok bucağım yok Saklımdasın ey yar haberin yok Yıllar geçti sönmedi ateş Yanıyorum ey yar haberin yok
Özlüyorum seni zamanla barışamadım Geçip gidiyor ömür günlere doyamadım
Bağrımdan alevler geçti gidiyor Küllerim savrulur dumanı tütmez Aşk yolu senindir sende bitiyor Ne yapsam bu sevda başımdan gitmez
Düşmüşüm bir garip sevdaya Yanmışım ateşi aşkınla Al beni sevdanın koynuna Saltanım cananım
Her mevsim kederli her mevsim durgun Umutlar kederli umutlar yorgun Bu yürek tek sana hep sana vurgun Ne yapsam bu sevda başımdan gitmez

|
Yorum (5) :: Yorum yaz!
:: Bağlantı
|
28/6/2009 - SİZ HİÇ BU KADAR SEVDİNİZ Mİ?..

Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular, hem de çok mutlu... Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna bitip tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki... Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olmayınca, “bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur” diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler... “Senin için ölürüm” derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adam: “Hayır, ben senin için ölürüm” diye yanıt verirdi hep... Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, “Birtanem, kütüphanenin ikinci rafına bak.” Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu, “Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma.” Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya-okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı. Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten... Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde “satılık” levhası asılı olan. “Ne dersin, bu evi alalım mı?” dedi adama. “Bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı.” “Sen istersin de ben hiç hayır diyebilir miyim” diye yanıt verdi adam. Amerika’daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı. Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık.” Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam Amerika’ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla. Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı: “Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut.” Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, “Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat.” diye dil döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği. Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, “Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım.” diye sözünü kesti arkadaşı. “O, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya.” “Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları!” diye bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı. Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı. Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın. Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Adam kapıdan çıkarken, “son bir kez kucaklamak isterim seni” diyecek oldu ama; kadın, “defol!” dedi nefretle...
İlk celsede boşandılar. Modern bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika’ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması için dua ediyordu. Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. “Sen, buraya ne yüzle geliyorsun” diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. “Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor.” dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: “Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerika’daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika’ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi.“ Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu kutuda. İlk kağıtta, „Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem“ diyordu... Sırayla okudu; „Seni çok sevdim“, „Seni sevmekten hiç vazgeçmedim“, „Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim.“ „Fakat benim için ölmeni istemedim“ „Şimdi bana söz vermeni istiyorum.“ „Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?“ son kağıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son kağıtta şunlar yazılıydı: „Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım.“

|
Yorum (7) :: Yorum yaz!
:: Bağlantı
|
24/6/2009 - Bulutla yıldızın aşkı
 
Bir zamanlar gökyüzünde birbirini gerçekten çok seven bir bulutla yıldız vardı..Bulut gökyüzünün en şeker,en pembe bulutu yıldızsa;en parlak umudu en çok yansıtanyıldızıydı…Gökyüzündeki her varlık onların sevgisini kıskanırdı…Tatlı bir kıskançlıktı onlarınkisi….Ama biri vardıki;bulut ve yıldızın ayrılmalarını yürekten istiyordu….Hemde yıldızın en iyi arkadaşıolmasına ragmen…Bulut biraz saftı,kimseyi kıramazdı..Yıldız ise bulutu içinelinden gelen her şeyi yapabilir,herkeze meydan okuyabilirdi…Zaten onun için bir bulutu birde çok sevdigi dostu peri vardı… Bir derdi oldugunda periye giderdi ona anlatırdı…Nereden bilirdiki perinin bir gün bunların hepsini yıldızla bulutun ayrılmaları için kullanacagını?Bir gün nazar degdi bulutla yıldıza..Hiç yoktan bir sebepten tartıştılar.Bulut çekti gitti,hatalıolmasına ragmen.Yıldızsa”Nasıl olsa bulutum beni seviyor,dönecektir” Fakat hiç bir şey beklendigi gibi gitmedi…Bulut dönmedi.Kimbilir, belki cesaret edemedi dönmeye…Tek bir gerçek vardı ki;Oda ikisininde çok üzgün olduklarıydı…Gökyüzünde iyilik melekleri bile agladı onların bu durumlarına ama ne fayda…Ertesi gün yıldız olanlarıen yakın dostu periye anlattı…Peri ise göstermelik bir hüzüne büründü…Eline büyük bi fırsat geçmişti.Artık hayatı boyunca kıskandıgı kişiye karşı kozları vardı elinde..Okişi en yakın dostu yıldız olmasına ragmen kullanacaktı kozlarını..Hemde büyük bi zevkle…Bulutun yanına gitti ve yıldızın artık onu sevmedigini söyledi.Bulut sa çok üzüldü,boynunu büktü ama elinden hiç bir şey gelmiyecegini düşündü…Çünkü yıldız inatçıydı.Birkez olmaz dediyse bir daha olur demezdi..Peride Bulutun bu üzgün durumundan yararlanıp ona olan sevgisini itiraf etti…Bulutta kimseyi kıramadıgı için perinin yıldızının yerine geçmesine izin verdi..Yıldız,günlerce Bulutun dönmesini,ondan af dilemesini bekledi…Ama Bulut gelmedi.Birgün Yıldız,Bulutun yanına gidip konuşmaya karar verdi.Gece yola çıktı.Bulut,dostu sandıgı peri ile ayda eleleydi..Melekler dayanamayıp,tüm olup biteni anlattılar yıldıza…Yıldız çok üzülüp çaresizce arkasını dönüp gitti…Ogünden sonra yıldız söndü,ışık veremez oldu…Bulutsa artık ne okadar pembe,nede o kadar kadifeydi.Yıldız ilk zamanlar herşeyden vaz geçti,hayata küstü…Ama kolay kolay pes etmezdi o.Kısa bir süre sonra hayatı ile ilgili bir karar aldı..Ogüne kadar hiç görmedigi Güneşin yanına gidecekti ve biraz daha ışık istiyecekti ondan..Çok geçmeden daha önce hiç görmedigi Güneşin yanına gitti.Ondan yansıtması için biraz ışık istedi…Güneş ışık yerine sevgisini verdi yıldıza..Ogün bu gündür,yıldız Dünya ya Güneşin sevgisini yansıtır…Bulutsa;hep gözyaşlarını akıtır Dünya ya…Birde yüreginde kopan fırtınaları…..Tabiiki

Gül O Gün En Siyah Elbisesini Giymişti... “Kartal , güle aşık olmuş; buna gül ne der , bülbül ne der ?”
Kaf dağının arkasındaki Anka kuşu sevgilisi deniz kızından duymuştu peri kızının günlerce ağladığını. O ki güzelliğiyle nam salmış, yedi cihanı birbirine katmış peri kızı iki gözü iki çeşme günlerce aylarca ağlıyormuş. Sordu Anka kuşu derdini peri kızına… Peri kızı neden dedi, neden? Gül benden daha güzel… Evet gül güzeldi hem de çok güzeldi. Bütün güzelleri kıskandıracak kadar güzeldi. Bütün aşıkların diline dolanacak kadar güzeldi. Bütün sevgilerinin adını alacak kadar güzeldi. Gülün bir bakışı fermandı. Gülün şebnem şebnem ağlaması bile güzeldi. Gül kızıllığını aldığı güneşi kıskandıracak kadar güzeldi. Güzelliğiyle yedi cihana nam salmış peri kızını ağlatacak kadar güzeldi. Gül o gün bir başka güzeldi.
Gül o gün en kırmızı elbisesini giymişti…
Bu kadar güzel olup ta kimsenin kalbini çalmamış olmak mümkün müydü? Nice aşıkları kapısına köle etmiş, bir bakış için kapısında aylarca bekletmiş. O aşıklar ki gülün dikenlerine rağmen bir gün kapısından öte gitmemiş, gülün sevgisinden bir gün vazgeçmemişler. Günlerce aylarca güle nameler okumuşlar , gülü görmeseler de hayaliyle mutlu olmuşlar. Gülün hayali bile sevdiklerini kapıda tutmaya yetmiş. Çok sevdiği varmış gülün çok. Nice sultanlar, nice yiğitler, nice cengaverler gülün aşkından eriyip gitmiş. Ama gül nazlı, gül de biliyor güzelliğini. Hiçbir aşığına yüz vermiyor. Önüne dökülen altınlara, yakutlara, zümrütlere dönüp bakmıyormuş bile. Bu güne kadar çok aşık olan olmuş güle ama hiç biri çelememiş gülün gönlünü. En sadık aşığı bülbül bile azıcık güldürememiş gülün yüzünü. O bülbül ki en güzel nağmelerini güle okumak için günlerce yememiş içmemiş. Sevdiğine biraz yakın olabilmek için gülün dikenini alıp yüreğine saplayıp bütün kanını dökmekten bir an çekinmemiş. Gül izin verse uğuruna ölecekmiş. Bülbülün bu sevgisini gören diğer aşıklar hep geri çekilmişler biz senin kadar sevemeyiz diye. Bütün dünya anlamışta bülbülün sevgisini bir gül anlamamış bir de kartal. Gökyüzünün korkusuz yiğidi kartal da aşık olmuş güle. Gülün gönlü de kaymamış değildi. Kartal güle aşık olmuştu, gül de sanki gönlünü kaptırır gibi olmuştu. Gül o gün çok mutluydu.
Gül o gün en pembe elbisesini giymişti…
Bülbül derdinden mecnun olup çöllere de düşse de, Ferhat olup dağları da delse de gül vermişti kararını kartal diyor başka bir şey demiyordu. Gül kaptırmıştı gönlünü kartala. Ne kadar bülbül o sana göre değil o bugün varsa yarın yok dese de gül dinlemiyor, kartalın yakışıklığından ve karizmasından o kadar etkilenmiş ki hiçbir öğüde kulak vermiyordu. Gül seviyordu, kartal da seviyordu ya da herkes öyle zannediyordu. Yedi cihana duyurmuşlardı evleneceklerini, kırk gün kırk gece düğün yapacaklarını, bir ömür boyu beraber hiç ayrılmayacaklarını. İlk önceleri herkes karşı çıkmıştı bu beraberliğe ama sonraları fikri değişti birçok kişinin. Bu çifti birbirlerine çok yakıştırır oldular. Bir tarafta güzellerin en güzeli, diğer tarafta yiğitlerin en gözü karası. En güzeli de iki sevdalı aynı taraftaydı. İkisi de seviyordu. O gün herkes çok mutluydu. İki sevdalının kavuşmasına saatler kalmıştı. Kartal bütün yakışıklığıyla gelip güzeller güzeli gülü alıp gidecekti. Herkes bu mutlu gün için toplanmıştı. Herkes gelmişti düğüne. Kaf dağının ardındaki Anka kuşu, sevgilisi deniz kızı, gülden daha güzel olmadığı için ağıtlar yakan peri kızı, yedi tane cüceciğin yanında güzeller güzeli pamuk prenses, pamuk prensesi uykusundan kaldıran beyaz atlı prens ve daha kimler kimler gelmemişti ki. Herkes gelmişti düğüne, hatta sağır sultan bile duymuş gelmişti bu mutlu güne. Sağır sultan bile gelmişti ama bir tek bülbül gelmemişti. Sevdiğinin bir başkasına gidişini görmeye gönlü el vermemişti. Gül, güzel gözlerini davetliler arasında gezdirirken bir tek bülbülü arıyordu. Gelmemişti. En son gördüğünde bir daha beni göremezsin demişti. Gitme demişti. Tamam benimde olma, benimle de kalma ama gitme. Gidersen mutsuz olursun. Gitme. Gitme. Gitme… Gitme demişti de başka bir şey dememişti. Ama gül hiçbirini dinlememiş kartalı ne kadar çok sevdiğini söylemişti. Bülbül olmamasına üzülmedi, çünkü sevdiği yanındaydı, kartal yanındaydı. Gül o gün sevdiğiyle evleniyordu…
Gül o gün en beyaz elbisesini giymişti…
Gül mutluluktan uçar olmuştu. Gülün derdi tasası yoktu. Evliliğin ilk günleri o kadar mutluydu ki anlatmaya kelimeler yetmezdi. Acaba gülden daha mutlusu var mıydı. Gülden daha güzeli de yoktu daha mutlusu da yoktu. Gülün her günü ayrı bir güzeldi. Kartal sevdiğini her gün çok şaşırtıyordu. Bütün vaktini onunla geçirmek için ne fırsatlar buluyordu. Bir an yanından ayrılmak istemiyor, gülün güzel gözlerinden bir adım öte gitmek istemiyordu. Mutlu günler fazla sürmez çabuk biter derlerdi. Gülün mutlu günleri de fazla sürmedi. O ilk günlerdeki kartalla şimdiki kartal arasında dağlar kadar fark vardı. Gülün yanından bir an ayrılmayan kartal şimdi gülün yanında biraz kalmak zor geliyordu. Sabah erkenden çıkıyor gece çok geç vakitlerde dönüyordu. Eskisi gibi gülle konuşmuyor yüzüne bile bakmak istemiyordu. Bülbül haklı çıkmıştı , kartalın hevesi geçmiş artık gülü sevmiyordu. Gül çok mutsuzdu. Mutsuzluğundan hasta olmuş yataklara düşmüş bundan kartalın haberi bile olmamıştı. Gül o gün çok mutsuz ve çok hastaydı.
Gül o gün en sarı elbisesini giymişti…
Kartal gitmişti. Nereye gittiğini neden gittiği gül bilmiyordu ama kartal gitmişti. Güzeller güzeli gülü bırakıp gitmişti. Belki şimdi nergisin belki de yaseminin ya da padişah kızı lalenin yanındaydı ama gülün yanında değildi. Gitmişti kartal gülü bırakıp. Bülbül demişti güle, o bu gün varsa yarın yoktu. Bülbül demişti ama gül dinlememişti ve kartal gitmişti. Artık diyecek bir şey yoktu. Her şey bitmişti kartal gitmişti. Gül ne yapacaktı. Bütün sevdiklerine sırtını dönüp kartala gelmişti o da bırakıp gitmişti. Nereye gitmeliydi gül. Kimin yüzüne baka bilirdi. Kim kabul ederdi gülü. Evet dedi gül , bülbüle gitmeliyim, beni en çok o sever, o bu halimle de kabul eder. Gül bülbüle gitti. Gül bülbülü sevecekti. Gül bülbüle döndü. Ama bülbül yoktu. Bülbül ölmüştü. Gül evlenip giderken düşürdüğü dikeni alıp yüreğine saplayıp sen gidersen bende giderdim diyerek gitmiş bülbül. Bülbül yoktu. Bülbül ölmüştü. Gül pişmandı. Gül suskundu. Gül durgundu. Gül yorgundu. Gülün güllüğünden eser yoktu. Gül yas daydı. Gül o gün çok üzgündü.
Gül o gün en siyah elbisesini giymişti…
.jpg)

|
Yorum (4) :: Yorum yaz!
:: Bağlantı
|
18/6/2009 - Bir Sevdadir Gülüşün !!!

Gülüşün… Hiç kimsede olmadığı kadar içten, hiç kimsede olmadığı kadar yumuşak. Gülüşün, gözlerine yansıyan ışık.Sen gülüyorsun, ben bir diyardan diğerine sürüklenen serüvenci oluyorum. Gülüşün çocuk, haylaz, yaramaz,umursamaz… Ve bir o kadar da uslu, söz dinleyen, huzur veren… Gülüşün, damarlarıma işliyor, bağımlılık yaratıyor. Bir tutku, vazgeçmesi mümkün olmayan. Bir hayat senfonisi, her notasında aşkı saklayan. Sevmeyi bilen gülüşün, sevdikçe sevdiren gülüşün… Özlemin en koyusu senin gülüşüne konaklamış. O gülüşü görmeden yaşamak öyle zor ki… sınırsız okyanusların, en mavi denizlerin beyaz yelkenlisi… Umudun ta kendisi… Menzili olmayan bir uçuş, sonsuzlukta kayboluş… Güven veren gülüşün, cesaret veren… Hayatın bütün kaypaklığına, ikiyüzlülüğüne ve acımasızlılığına direnme gücü veren. Yaşama sevincini her gördüğümde yeniden yüreğime yerleştiren gülüşün… Sen güldükçe gülüyor çevremde kim varsa, ne varsa. Sen güldükçe ışıl ışıl yanıyor yıldızlar. Şimdi sadece senin gülüşünle anıyorum onları. Gülüşün, ayazı ısıtan bahar, sarı sıcağı serinleten rüzgar… Alabileceğim en değerli armağan gülüşün, içinde her sevinci barındıran bir hazine. En beklenmeyen sürpriz, hep beklenen mutluluk… Gülüşün, kötüye karşı en soylu başkaldırış. İyinin en kadim dostu. Mücadele eden, yenilmeyen ve aşkın zaferini ilan eden… Sevdiklerine alçakgönüllü, zarar vereceklere kalkan. Soran, sorgulayan ama asla yargılamayan gülüşün… Bedenimi saran ateş, içimdeki ürperiş, ellerimdeki titreyiş gülüşün. Tükenmeyecek heyecan, sonu gelmeyecek öykü, anlatılmaz bir duygu seli… Seni anlatan en iyi tarif gülüşün, içinde ne varsa dışına yansıtan. Saklamayı bilen ama gizemden hoşlanmayan. Baktıkça, ‘iyi ki yaşıyorum’ dedirten… Varoluşuma anlam katan gülüşün… Baktıkça Allah’a şükrettiren ve ‘hayatımdan hiç çıkmasın’ diye dua ettiren gülüşün. Damla damla yağan yağmur yanımdan hiç ayırmayacağım… Gecenin dinginliği gündüzün hareketi. Renklerin en güzeli, çiçeklerin en tazesi… Ve bu sevdanın sebebi… GÜLÜŞÜN...

  
Dalıyorum uzun uzun bu gunlerde uzaklara..
Nereye dönsem nereye baksam bir çehre beliriyor simamda..
Bir tebebssüm dudaklarımda..
Sahralarda beliren su misali akıyorsun gözlerimin önünden
Sevmek bukadar zormuydu
Değer vermek..
Senden sadece sevmeni istemıstım..
Ne Ferhat gibi dağları delmeni bekledım
Ne mecnun gibi çöllere düşmeni
Ne de kerem gibi deli divane olmanı
Sev istedim..
Sevginin gerektirdiklerını ver istedim..
Ve en sonun da anladımki
Sevmek tek başına yetmiyormuş.
Emek istiyormus
Şevkat istiyormuş..
Bir gram da olsa tebbesüm istiyormuş..
Özgürlüğü sende aradım, gözlerinin derinliklerinde kaybolmakta..
Susuşlarım hep sende kaldı.. Gözlerinde takıldı virgül misali
Devamı gelsin istedim..
hiç noktalamadım ki ben seni
Ya virgülde bıraktım gözlerimi
Ya iki noktada..
Son noktayı hiç koymadım ki ....

|
Yorum (11) :: Yorum yaz!
:: Bağlantı
|
15/6/2009 - Bügün Benim Doğum Günüm!!!
 "___işte yine yeni bir yaşa uyanıyorum umudum her dem tomurcuk hüznüm, mevsimsiz kar ve kederim yağmur öncesi… yine de ezbere yolumdur hayat yaralı dizlerimde durur işaretleri… ___işte yine yeni bir yaşa uyanıyorum yüreğim eskimeyen bir masalın en parlak gün doğumu gülüşümse sımsıcak, kendi öykümde bir öğle vakti… aşksa, bir şiirde akşam… ve bir akşamda şarkıdır içimin hasretleri… ve gözlerim şarkıda gece… ve gece de yıldız tozu dileklerim… ve rengim bitimsiz yıllara serpe serpe ilerlerim… ___işte yeni bir yaşa daha uyanıyorum saçlarımda sevdalı bir rüzgar kalbim, gül demi… yaşım yok… nefretim yok… adımsa, güllerden biri…

Bugun doğum günüm Uzaklardan merhaba demek, Sensiz doğan gune. Yakan hasretinin,sıcaklıgı yüreğimde Uykusuz gecelerde hep hayalimdesin Hasret zinciri bağlamış yollarımı. Ağlamak geliyor, Ağlamak geliyor içimden. Sensizlige doğru, haykırmak geliyor. Tutamıyorum kendimi, Bırak dinmesin gözyaşlarım Aksın, yureğimin derinliklerine. Söndürsün, sensizligin hasretini Aşkın bir avuç su olsun dudaklarıma Çağlasın sevda pınarları gibi, Avuçların yaksın tenimi. Bir demet gül olsun,doğum günü hediyem. Ama dalından kopmadan, Uzaktan seyredeyim, Dokunmadan, İncitmeden.. Yoluna can olayım, Gönlüne cânân. Bugün doğum günüm, Aşk türküleri olsun doğum günü hediyem Sevdanın sessiz nağmelerinde. Melodi olsun Susmasin Sevdam susmasın. Bu gun doğum günüm Yüreğim susmasın Ve gözbebeklerim yeter, Yeter artık yoruldu, Sensizliğe hasret daha fazla Daha fazla, Ağlamasın ağlamasın. İste cânân olayım, İste kölen kalayım, Bırak gözlerinde son defa, Son defa olsun olayım. Doya doya kalayım, Doya doya... 
  33 Yıl acısıyla tatlısıyla gerıde kaldı . Bügün benim dögum günüm Küçük bır kız çocuğu ruhumu hala büyütemedim fakat yıllar su gibi akıp gıdıyo. K eşke hiç büyümeseydik hep çocuk kalabılseydık bir ruya gıbı gelıp geçtı hayatım geçen yıllarin hiç bir deyerini kıymetını bılemeden bunca seneler gelıp geçmış Bunca seneler içinde hiç doğum günü kutlamadim ilk kez doğum günü kutlamak istedim ve bunu sizlerle bu sayfamda paylaşmak ıstedim hayatımda kendıme özgü hiç ayrıcalık yapmadim şimdı ise bu yıl bir ayrıcalık yapmak istedım ve blogumdada ıkı satırda olsa bir anım olsun istedım  şimdıden ziyaretci arkadaşlarima burdan kucak dolusu sevgılerimi sunuyorum

|
Yorum (17) :: Yorum yaz!
:: Bağlantı
|
25/5/2009 - Ben; Küçük bir kız çocuğuyum Sevgine aşık
 Ben; Küçük bir kız çocuğuyum Sevgine aşık Bir sözünle dünyaları feth eden Bir sözünle sahip olduğu her şeyi yitiren Ben; Küçük bir kız çocuğuyum Gece yastığına sen diye sarılan Korktuğunda seni düşleyen Tüm oyunlardan oyuncaklardan Seni daha çok seven Ben; Küçük bir kız çocuğuyum Senden büyüyebilmeyi,öğrenmeyi öğrenen Seninle büyümek isteyen Ben; Küçük bir kız çocuğuyum Sana şımarıklıklar yapmayı seven Şımartılmayı bekleyen Kızdığın zaman üzülen Gönlünü almak için şiirlerden çiçekler dizen Seni tüm varlığıyla seven Sana aşık Kırılgan,şımarık,yaramaz,korun masız,savunmasız Hep ilgini isteyen,seni hep özleyen Ben; Küçük bir kız çocuğuyum Senin olmak isteyen senin benim olmanı isteyen Biz olmak isteyen

Gündüzlerim bölük pörçük Gecem bir gece değil bin gece ‘Bazı şeyler’ hep aklımda… Dolanıp duruyorum beynimin hücrelerinde Anlayamadığım Anlamak isteyip anlam veremediğim anlarda Herşey sanki muamma Doğruyla yanlış kavgada Haklıyla haksız boşlukta Gündüzlerim bölük pörçük Gecem bir gece değil bin gece Benliğim; Kah donma noktasında Kah kaynama noktasında… Kararsızlık had safhada Atmışım kendimi hüzünlü şarkılara Dostum olmuş, düşman sandığım sigara Kırk yıla bedel yaşadığım zamanlar Ömür dedikleri harcanırmış demek ki Parça parça, adeta bozuk para… Artık ne çıkar, herşey güzel de olsa Ben anlamsızlaşmışım Gündüzlerim bölük pörçük Gecem bir gece değil bin gece ‘Bazı şeyler’ hep aklımda…

|
Yorum (4) :: Yorum yaz!
:: Bağlantı
|
20/5/2009 - bırak uyusun duyguLarım...

bırak uyusun duyguLarım... Nasıl bir bulutsun sen yağdıkça kendime getiriyorsun beni. nasil ki çakan simseklerin ışığında sevgi parçacıklarını görebiliyorum sayende.
kendimi anlayamadığım bir noktanın neden üzerine basıyorsun, her gözümü kapadığımda.. nasıl bir gök gürlemesi bu, içimde kopardığın. gürültü degil de sessizligin haykırışı sanki..
çok diledim diye mi geldin sen..? yoksa kimse yokken, varsın diye mi görebiliyorum yüzünü..? oysa ki ben yalnızdim, yalnızlığımla yürüyordum yolumda.. düslerimin efendisi yine yalnızlığımdı..
neden geldin yerlestin hemen düslerimin konağına. ne biliyorsun oraya layik olup olmadığını.. ne biliyorsun bir düs kadar gerçek olup olmadığını..
ne zaman seni dinlesem kendimi dinliyor gibi oluyorum. sanki diger yanımsın.. yüregin yüregime öyle yakin ki; yoklugunu bile hissedebiliyorum... hiç varlıgını tanımamıs oldugum halde..
nereden biliyorsun topragımın yagmurlarına ihtiyaci oldugunu, karanlığımıın simşeklerinle son buldugunu, gürlemelerinle yüreğimin tutuldugunu, nereden biliyorsun..?
hiç dokunmadım ki uzattığın ele.. sıkı sıkı tuttugum da ne öyleyse.. uzandığımda yakalayamamaktan korktugum, yakaladığımda sıcacık bulduğum, ısındığımda çözüldügüm ellerin neden uzandı
dünyama.. ne güzel yalnızdım ben.. korktum yoktu gidenler için.. ne güzel duygularım uyuyordu yüregimde.. neden uyandırdın onları gecenin bir yarısı..? ya bir daha uyumazlarsa..!
ya toprağım yağmurların olmadan varolmazsa..! düsündün mü hiç bir düs gibi girerken gerçeklerime.. neden bekliyorum olmadığın zamanlarda seni..! oysa ki; zaten yoksun sen zaten hiç tanımamısım
hayatımdan soluklanmanı.. senden gördüklerim, görmeyi hep beklediklerim, beklediklerim ise hiç görmediklerim.. benim topragım ask yagmurundan mahrum kalalı çok oldu, çöle döndü..
yoksa bol suyun, hiç yağma.. dayanamam sonra..! bırak uyusun duygularım eger uykusuz yaşatacak kadar yüregin yoksa..!!!

|
Yorum (3) :: Yorum yaz!
:: Bağlantı
|
13/5/2009 - GİDEMİYORUM...EN DERIN MAVILERE....

Kaçmak...Kaçmak istiyorum en derin mavilere Gitmek istiyorum gecenin sessizliğinde Arkama bakmadan gitmek sadece gitmek senden yüreğimden umutlarımdan Caresi yok bu acımasız gece boğuyor beni Gözlerin geliyor aklıma üşüyorum Uzaklaşmak istiyorum senden ardıma bile bakmadan Gidemiyorum işte kahretsin gidemiyorum.... Kalbimin atışlarını duyuyorum nefes alamıyorum Sen hayelerime en büyük darbeleri vururken ruhum ölüyor Yıkık perişan halime bakıp hiç acımadan beni bitiren Kaçmak, kaçmak istiyorum en derin mavilere sevdalara veda ediyorum yenildim kabuleniyorum Yeminler ediyorum yureğimi hapsediyorum karanlıklara Kilitler vuruyorum binkez tukenmeyen duygularıma Kahretsin bu yürek susmayacak bu karanlıklar bitmeyecek Sen asla benim olmayacaksın .... Gece karanlık gece soğuk gece sessiz ve yine sensiz Goz yaşlarım damlasada gözlerimden gitmek istiyorum Kaçmak ,kaçmak istiyorum en derin mavilere Rüyalarımı değiştirmek istiyorum icinde sen olmayan Bir dünya istiyorum Yalnızca Huzur olan ve sensiz Bu acımasız yanlızliğa kahrediyorum yıkılmışlığıma Ve aşka Kaybetiğim Sevdama kin gidiyorum Kendim den utanıyorum sessizce boyun büküyorum Üşuyorum ,üşüyorum bu karanlıklardan......... Kaçmak ,kaçmak istiyorum en derin mavilere Senden yüreğinden gülüşunden sıcaklığından Ve hiç sevmeyen yüreğinden kaçmak istiyorum yarrrrrrr....

|
Yorum (1) :: Yorum yaz!
:: Bağlantı
|
|
HAKKIMDA
|
|
BAHAR GÜLDE SEVGİ DİLDE, AŞK GÖNÜLDE, VEFA DOSTTA GÜZELDİR...
|
SON YAZILARIM
|
BAĞLANTILAR
|
KATEGORİLER
|
| | | |
ARKADAŞLARİM
|
|
|